Kübizm nedir?

Kübizm nedir?

Kısaca Kübizm , 1907’den 1914’e kadar uzanan sanatsal bir harekettir. Geleneksel perspektif kurallarının terkedilmesi ile ortaya çıkmıştır. Nesnelerin ve insanların düzleştirilmiş geometrik temsillerini kullanan bir sanat akımıdır. Afrika kültüründen oldukça etkilenmiş ve büyük ölçüde endüstriyel bir dünyaya tepki olarak Paris’te ortaya çıkmıştır. Uzmanlar genellikle soyut sanata geçişi iki aşamaya ayırırlar ve bunları erken ve geç aşama olarak isimlendirirler. Bu sanat akımı çok uzun sürmese de bu döneme ait fikirler ve teknikler günümüzde çalışanlarda dahil gelecek sanat akımları üzerinde oldukça etkili olmuştur. Çok yönlü nü resimler , gitar ve hareketsiz yaşamlar ve yumuşak renk tonları dönemin bir çok resminde yer almıştır.

Kübizm’in temel felsefesi

1800 ve 1900’lü yılların ikinci yarısında dünya yoğun bir şekilde teknolojinin gelişmesi ve sanayileşmeye maruz kaldı. Sanatçılar, bu dönemi resmedebilmek adına, mevcut geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığını düşündükleri için toplumu ve toplumdaki gelişmeleri daha doğru bir şekilde yansıtabilecek yeni bir yaklaşım gerekliliğini vurguladılar. İnsanların gördüklerini sürekli değişen bir perspektif olduğunu nasıl algıladıklarını ve belirlediklerini tekrar değerlendirmeye aldılar. Sonuç olarak sanat dünyasının ileri gelenleri nesneleri farklı açılardan görüldüğü gibi temel şekil ve renklerine ayırmayı bu sayede parçaların daha eksiksiz bir şekilde temsil edildiğini düşündüler ve sanat eserlerinde uygulamaya başladılar.

Temel özellikleri

Kübist sanatçıların aynı anda bir den fazla bakış açısını yakalamak istedikleri düşünüldüğünde, bu akıma ait resimler genellikle geometrik şekiller , kırık formlar , yumuşak renk tonları ve belirtilmemiş kenarlar ile karakterize edilir. Bir çoğu temel geometrik katı cisimleri kullandılar: piramit , küp , küre , silindir ve koni. Louis Vauxcelles (1870-1943) gibi bazı eleştirmenler bu “basit” diye niteledikleri tasvirleri reddettiler. Öyleki Vauxcelles, Georges Brache (1882 – 1963) tarafından yapılmış bir resmi “küçük küplerle dolu” diye nitelemiş aslında bu nitelemeyi kullanılan teknikleri aşağılamak için yapmıştır.

Erken etkileri

Uzmanlar Paul Cézanne’ı (1839 – 1906) kübizme zemin hazırlayan kişi olarak belirlediler. Gelenekçi perspektif ve derinlik kurallarını hiçe sayan ilk sanatçılardan bir tanesiydi.Sanat ve gerçekliğin birbirinden oldukça farklılıklar içerdiğini düşünüyordu. Tuval ile kağıt üzerindeki nesnelerin düzleştirilmesinin sonucu olarak nesnelerin daha anlamlı olacağını savunuyordu. Bu durum Guillame Apollinaire’in 1912’de “algılanan gerçeklikten ziyade düşüncelerden alınan unsurlardan oluşan orijinal düzenlemeleri boyama sanatı” olarak nitelendirdiği hareketin de kalbi oldu. Pablo Picasso (1887 – 1927) ve Georges Braque Cézanne’ın fikirlerini benimsediler ve kavramları daha da popüler hale getiren tablolar yaptılar. Diğer bir çok sanatçı da yine kübist teknikleri kullanmaya başladılar.

Pointillism, Fauvism ile Afrika’dan gelen bir çok geleneksel halk heykelleri de yine kübizm akımına itici bir güç olmuştur.Avrupalılar, çıplak figürler ve maskeler gibi çeşitli Afrika figürlerini etnolojiyi inceleyebilmek için ithal etmişlerdir.Picasso ve Braque ise bu öğeleri sanatsal bir bakış açısı ile değerlendirdiler. Maskelerin soyutlanmış ve dramatize edilmiş yüzlerini resmettiler. Aynı zamanda Afrikalılar diğer sanatçılara ilham kaynağı oluşturacak kahverengi ve yeşil tonları içeren ahşap malzemeler kullandılar.Picasso’nun Les Demoiselles D’avignon’u (1907) genellikle Afrika etkilerine sahip olarak kabul edilir ve bulunduğu dönemin ilk büyük eserlerinden birisi olarak tarihte yer almıştır.

Aşamaları

Bu hareket iki farklı aşamadan oluşur. İlk aşama olarak Analitik Kübizm 1907’den 1912’ye kadar sürdü. Bu süreçte çokgen ve bileşenleri ile nötr organik renkler ve insan figürleri akımı karakterize etmiştir. Genel olarak bu süre zarfında ortaya çıkan resim sanatçıları her ne kadar kavramsal veya anlamsal şekilde eserler ortaya koysalar da eserleri inceleyen insanlar sanatın konusunun ne olması gerektiğini hala anlayabiliyordu. Renk şematiği oldukça sınırlıydı böylece sahneyi oluşturan bireysel parçalar ortama daha uyumlu görünüyordu.

Yıl 1912’yi gösterdiğinde kübist harekete katılan herkes yeni fikirler ortaya koymak için kıyasıya mücadele ediyorlardı. Çözüm olarak sanatı daha da soyutlaştırmayı seçtiler buda sanat yapıtlarının neyi gösterdiğini ayırt etmeyi oldukça zorlaştırdı. Sanatçılar artık resim yaptıkları nesneleri netleştirmek için uğraşmıyorlardı. Eser içerisindeki nesnelerin renk uyumu önemini kaybetti bu da onlara çok daha parlak renkler kullanmanın önünü açtı.Ayrıca Ressamlar kum , gazete yazıları ve puro sargıları gibi maddeleri içeren kolaj stiline kaymıştır. İnsanlar daha sonra 1914’e kadar süren kübizm döneminin ikinci yarısına sentetik Kübizm diyerek o döneme atıfta bulundular.

Önemli Sanatçılar

Picasso ve Braque ile birlikte Juan Gris (1887 – 1927) kübizmin önemli sanatçılarıdır. Juan Gris perspektif ve renk konusunda yeni yöntemler ortaya koymuş bu yüzdende insanlar ona kübizmin “üçüncü silahşörü” demiştir. Diğer önemli resim sanatçıları ise Roger de la Fresnaye, Fernand Leger, Louis Marcoussis ve Francis Picabia’dır.Henri Le Fauconnier, Jean Metzinger ve Albert Gleizes yine bu akıma dahildir.

Kübizmin Gelecek Sanat Üzerindeki Etkisi

Bu hareket kısa ömürlü olsa da , onu izleyen bir çok sanatçı etkilerini hissetmiş ve bu gün hala çağdaş sanatçıları dahi etkilemiştir. Uzmanların çoğu Gerçeküstücülük, Kuralsızlık akımı(Dadaizm), Dışavurumculuk, Orphizm ve diğer çağdaş düşünce okullarının önünü açan ilk gerçek modern ve soyut stil olduğu konusunda hemfikirdir. Etkileri resim ve çizimin de ötesinde heykel gibi sanat alanlarını da etkilemiştir.

 

 

Yazar Hakkında

Henuz yorum yok

forum Henuz yorum yok

Ilk yorum yapan siz olun

Bir yorum yaz

menu
menu